Kendimce duyular

Etkide kalmak, veya bir şeyi hissetmek bazen iyi geliyor insana. Düşünceleremiz sonuçta bizi biz yapıyor, hissetmenin iyi yanı da bu düşüncelerimiz sanki bir his tanımlıyor bize, ona değer veremiyoruz ama çünkü bir hiç, elde tutulamaz bir şey. Toplum olmuş insanlar hâlâ kendilerini etik bir birey olarak tanımlıyor, ellerinde olanmış gibi gösteriyorlar düşüncelerini.

Duyuyoruz, belirtiyoruz ama sonunu biliyor muyuz ki?, neticede bir şeyi belirtiyoruz/gösteriyoruz fakat, hep bir şeyi bitiriyor bu insan. Gelecek ve geçmiş diye tutturan insanlar hâlâ bir şey bekliyor, kesini ve de tutumu yok. Buna bakarsakta belkiler zamanı kontrol etmenizi bir nedenle yok ediyor, çelişki içinde olan insanlar hep buna maruz kalıyor, sabretmek gibi deği bu sanki bir şeye isteğiniz varken onu bi anlığına durdurmanız gibi, örnek olarak Uzak filminde ki Yusuf, hep bir arayış içinde buluyor kendini, sabredemiyor, sabretmek istiyor ama yapamıyor. Hep kendisini bir sonu olmayan yerde buluyor..